
Aynı konuda yazılmış iki metinden biri sıralanır, diğeri sıralanmaz ve aradaki fark çoğu zaman anahtar kelime sayısı değildir. Sıralanan metin, kullanıcının o sorguyla aradığı bilgiyi başka bir sekme açmaya gerek bırakmadan verir. Diğeri konuyu anlatır ama sorulan soruyu cevaplamaz. SEO uyumlu içerik yazmak, bu farkı tesadüfe bırakmayan bir üretim süreci kurmaktır.
Sürecin en çok sorulan kısmına Google'ın kendi dokümantasyonu doğrudan cevap verir: arama motorunun tercih ettiği bir kelime sayısı yoktur ve duyduğunuz bir sayıya ulaşmak için yazıyorsanız bu, içeriği yeniden değerlendirmeniz gereken bir uyarı işaretidir. Aynı mantık yoğunluk oranları, zorunlu paragraf uzunlukları ve başlık karakter sınırları için de geçerli. Ölçüt metnin biçimi değil, sorunun kapatılıp kapatılmadığıdır.
SEO uyumluluk metnin değil eşleşmenin özelliğidir
SEO uyumlu içerik, tek başına incelendiğinde uyumlu olduğu anlaşılabilen bir metin türü değildir. Uyumluluk bir eşleşme durumudur: belirli bir sorgu, o sorgunun arkasındaki bilgi ihtiyacı ve sayfanın verdiği cevap üst üste bindiğinde ortaya çıkar. Bu yüzden aynı metin bir sorgu için fazlasıyla uyumlu, komşu bir sorgu için tamamen ilgisiz olabilir.
Pratikte bunun anlamı şu: yazıya başlamadan önce hangi sorunun cevaplanacağı kararı verilmemişse, sonradan yapılacak hiçbir düzenleme metni uyumlu hale getirmez. Google'ın içerik rehberi de aynı yerden bakar. Metnin kolay okunur ve düzenli olması, konuyu başkalarından kopyalamadan kendi bilginizle kurmanız, güncel kalması ve okura gerçekten yardımcı olması aynı listede yan yana durur. Bunlar biçimsel kurallar değil, cevabın kalitesine dair ölçütlerdir.
Aşağıdaki sıra bu eşleşmeyi kurmanın adımlarıdır. Sıra önemlidir, çünkü her adım bir öncekinin çıktısını girdi olarak kullanır.
- Sorgunun arkasındaki niyeti çözmek
- Tek sayfada cevaplanacak soruları seçmek
- Yapıyı bu sorulara göre kurmak
- Cevabı doğrudan ve kanıtlı yazmak
- Başlık ve açıklama metnini yazmak
- Yayından sonra sayfanın gerçek sorgu yüzeyini okumak
Sorgunun arkasındaki niyeti okumak
Bir sorguya hangi tür sayfanın cevap verdiğini en güvenilir biçimde arama sonuçlarının kendisi söyler. O sorguyu aratıp ilk sayfadaki sonuçların türüne bakmak, hangi niyetin baskın olduğunu gösterir: rehber yazıları çıkıyorsa kullanıcı öğrenmek istiyordur, kategori ve ürün sayfaları çıkıyorsa satın alma aşamasındadır, karşılaştırma içerikleri çıkıyorsa seçim yapmaya çalışıyordur. Bu okuma araçların niyet etiketinden daha somuttur, çünkü Google'ın o sorgu için hangi cevap biçimini uygun bulduğunu doğrudan gösterir.
Aynı kelime öbeğinin birden fazla niyeti barındırdığı durumlar en sık hata kaynağıdır. "İçerik yazarlığı" gibi bir öbek hem mesleği merak eden birinin, hem iş arayan birinin, hem de hizmet satın alacak bir işletmenin sorgusudur. Bu üç niyet tek sayfayla karşılanamaz; karşılanmaya çalışıldığında ortaya hiçbirini tam cevaplamayan bir metin çıkar. Sorgu ile sayfa tipi arasındaki eşleşmeyi kurmanın ayrıntısı arama niyeti ve kullanıcı uyumu tarafında ele alınıyor.
Tek sayfada hangi soruların cevaplanacağına karar vermek
Niyet netleştikten sonraki iş kapsamı daraltmaktır. Bir konuyu tek yazıda tümüyle tüketmek çoğu zaman mümkün değildir ve zorlandığında sayfa, birbiriyle ilgisi zayıf bölümlerin toplamına dönüşür. Doğru soru şudur: bu sorguyla gelen okuru sayfayı kapatırken tatmin edecek en küçük soru kümesi hangisidir?
Bu kümeyi çıkarmanın pratik yolu ana sorgunun etrafındaki takip sorularını toplamaktır. Arama sonuçlarındaki ilgili soru kutuları, otomatik tamamlama önerileri ve öne çıkan sonuçların alt başlıkları bu listeyi hızlı verir. Liste çıktıktan sonra ikinci karar gelir: hangi sorular bu sayfada kalacak, hangileri kendi sayfasını hak ediyor?
Bu ayrım yapılmazsa aynı sitede aynı soruyu cevaplayan birden fazla sayfa birikir ve bu sayfalar aynı sorguda birbirinin yerine geçmeye başlar. Sorun sayfaların kötü olması değil, hangisinin o sorgunun sahibi olduğunun belirsiz kalmasıdır. Mevcut sayfalarınızda böyle bir çakışma olup olmadığını anahtar kelime kanibalizasyonu kontrolü tarafında anlattığımız yöntemle ölçebilirsiniz.
Yapıyı sorulara göre kurmak
Taslak, önceki adımda seçilen soruların sıraya dizilmiş halidir. Her ana soru bir bölüm başlığı olur ve o başlığın altındaki metnin tek görevi o soruyu kapatmaktır. Bölüm başlıkları içeriğin ne anlattığını açıkça söylemeli, süslü ya da belirsiz olmamalıdır. Okur yalnızca başlıkları tarayarak sayfanın kendi sorusunu cevaplayıp cevaplamadığını anlayabilmelidir.
Başlık hiyerarşisinin tutarlı olması bu taranabilirliğin teknik karşılığıdır. Sayfada tek bir ana başlık bulunur, bölümler onun bir alt seviyesinde, bölümlerin kendi kırılımları bir alt seviyede yer alır. Seviye atlamak hem ekran okuyucu kullanan ziyaretçi için hem de sayfayı bölümlerine ayırarak değerlendiren sistemler için yapıyı bozar. Google'ın başlangıç rehberi bu noktayı sade tutar: uzun metni paragraflara ve bölümlere ayırın, gezinmeyi kolaylaştırmak için başlık kullanın.
Yapı kurarken sık düşülen tuzak, hazır bir bölüm şablonunu her yazıya uygulamaktır. Konu ne olursa olsun aynı sırayla ilerleyen bölümler, okurun asıl sorusunun sayfanın ortasında kalmasına yol açar. Bölüm sırasını şablon değil sorunun mantığı belirler: karar gerektiren konularda kriterler öne çıkar, uygulama gerektiren konularda işlem sırası öne çıkar.
Cevabı doğrudan ve kanıtlı yazmak
Bir bölüm bir soruyu cevaplıyorsa cevabın kendisi bölümün başında durmalıdır. Isınma cümleleri, konunun önemini anlatan girişler ve okuru bölümün ne anlatacağı konusunda hazırlayan yönlendirmeler aranan bilgiyi geciktirir. Cevap önce gelir, açıklama sonra, örnek ile istisna en sonda.
Cevabın gücünü belirleyen ikinci şey iddiaların neye dayandığıdır. Genel geçer cümleler yerine doğrulanabilir bilgi kullanmak, okurun sayfayı bırakıp aynı soruyu başka yerde aramasını engeller. Google'ın öz değerlendirme sorularından biri tam da bunu sorar: içerik, okuru daha iyi bilgi için tekrar arama yapmak zorunda bırakıyor mu? Bir kaynağın adını anmak, bir sayıyı bağlamıyla vermek ya da bir yöntemi gerçekten uygulamış olmanın getirdiği ayrıntıyı paylaşmak bu boşluğu kapatır.
Üçüncüsü özgün değerdir. Aynı konuda yayımlanmış on sayfanın söylediğini farklı kelimelerle tekrarlamak, arama sonuçlarında zaten bulunan bilgiye bir şey eklemez. Google'ın kalite soruları bunu iki ayrı yerden yoklar: içerik özgün bilgi, gözlem, araştırma veya analiz sunuyor mu, ve başka kaynaklardan yararlanıyorsa onları kopyalamak ya da yeniden yazmak yerine kayda değer ek değer katıyor mu? Bu iki soruya olumsuz cevap veren bir metin, biçim olarak kusursuz olsa da sıralanmakta zorlanır.
Dördüncüsü dildir. Okurun cümleyi ilk okuyuşta anlaması hiçbir biçimsel kuraldan daha belirleyicidir. Gereksiz uzayan cümleler, gerekmediği halde tercih edilen ağır kelimeler ve açıklanmadan bırakılan teknik terimler metni uzman göstermez, yalnızca yavaşlatır.
Yapay zekayla yazılan içerik bu sürecin neresinde
Google'ın konuyla ilgili duruşu üretim yöntemine değil sonuca bakar: değerlendirilen, içeriğin nasıl üretildiği değil okura ne kadar yardımcı olduğudur. Ancak aynı dokümantasyon sınırı da açıkça çizer. Sıralamaları manipüle etmek amacıyla otomasyon veya yapay zeka kullanarak içerik üretmek spam politikalarının ihlalidir ve bu politika, kullanıcıya değer katmadan çok sayıda sayfa üretmeyi ölçekli içerik istismarı başlığı altında tanımlar. Üretken yapay zeka araçlarıyla değer katmadan çok sayıda sayfa oluşturmak bu tanımın örnekleri arasında doğrudan sayılır.
Pratik ayrım şurada: model çıktısı bir taslaktır, yayına hazır bir metin değildir. Doğrulanmamış sayılar, var olmayan kaynaklar ve konuyu gerçekten uygulamış birinin fark edeceği hatalar sayfaya bu yolla girer. Google, içeriğin nasıl üretildiğini okurun merak edebileceği durumlarda bunu açıklamayı da öneriyor: otomasyon kullanıldığı ziyaretçi için görünür mü, neden kullanıldığı anlatılıyor mu?
Aynı metnin yapay zeka cevaplarında kaynak olarak alıntılanması ise ayrı bir mesele ve klasik arama uyumundan farklı kararlar gerektiriyor. O tarafı yapay zekada alıntılanan içerik nasıl yazılır yazısında ayrıca ele aldık.
Başlık ve açıklama metnini yazmak
Başlık etiketi sayfanın arama sonucundaki adıdır ve tıklama kararının verildiği yerdir. Google'ın başlık dokümantasyonu üç şey ister: her sayfanın kendine ait bir başlığı olsun, başlık açıklayıcı ve derli toplu olsun, aynı kelimeler tekrar tekrar geçmesin. Belirsiz ifadeler ile aynı kelimenin varyasyonlarını yan yana dizen başlıklar aynı sebepten zayıftır, ikisi de kullanıcıya sayfanın ne olduğunu söylemez.
Karakter sınırı sorusunun cevabı da aynı dokümanda. Başlık etiketinin uzunluğunda bir sınır yoktur; arama sonucunda görünen kısım gerektiğinde kısaltılır ve bu kısaltma tipik olarak cihaz genişliğine göre yapılır. Yani hedef belirli bir sayıya ulaşmak değil, sayfanın ne olduğunu ilk kelimelerde anlaşılır kılmaktır.
Açıklama metni sıralamayı belirlemez ama sonuçta görünen özetin kaynaklarından biridir. Google sonuçtaki özeti çoğunlukla sayfanın kendi içeriğinden üretir, zaman zaman açıklama etiketini kullanır. İyi bir açıklama kısadır, yalnızca o sayfaya aittir ve sayfanın en önemli noktalarını içerir. Buradan çıkan pratik sonuç şu: sayfanın vaadi yalnızca açıklama etiketinde değil, metnin ilk paragrafında da net durmalıdır.
Merak uyandırmak için içeriği aşan başlıklar kısa vadede tıklama getirebilir. Google'ın kalite sorularından biri doğrudan bunu hedef alır: ana başlık abartıya ya da şok etkisine kaçıyor mu? Başlık ile sayfanın verdiği arasındaki açık büyüdükçe okur geri döner ve kazanılan tıklama kalıcı bir kazanca dönüşmez. Başlık yazımının tıklama tarafındaki ayrıntısı tıklama odaklı başlık optimizasyonu yazısında.
Yayın öncesi öz değerlendirme listesi
Google, içeriğe yayımlanmadan önce sorulacak soruları kendi dokümantasyonunda listeler. Aşağıdaki liste bu sorulardan, bir yazının yayına hazır olup olmadığını hızlıca test edecek biçimde derlendi. Cevapların hepsinin olumlu olması beklenir.
- Bu içeriği, doğrudan siteye gelen mevcut okur kitleniz yararlı bulur mu?
- Metin, konuyu gerçekten uygulamış olmaktan gelen birinci elden bilgi taşıyor mu?
- Okur yazıyı bitirdiğinde hedefine ulaşacak kadar öğrendiğini hissedecek mi?
- İçerik özgün bilgi, gözlem, araştırma veya analiz sunuyor mu?
- Konuyu kapsamlı biçimde anlatıyor mu, yani yüzeyde kalmadan bitiriyor mu?
- Başka kaynaklardan yararlanıyorsa onları kopyalamak yerine ek değer katıyor mu?
- Ana başlık sayfanın içeriğini doğru ve açıklayıcı biçimde özetliyor mu?
- Ana başlık abartıya ve şok etkisine kaçmadan gerçeği söylüyor mu?
- Metin yazım ve üslup hatalarından arınmış mı, özenli bir izlenim veriyor mu?
- Bilginin kaynağı, yazarın kim olduğu ve konuyu bilme sebebi okur için anlaşılır mı?
- Kolayca doğrulanabilecek olgusal hatalardan arınmış mı?
- Okur bu sayfadan sonra aynı soruyu başka bir kaynakta aramak zorunda kalmadan ayrılıyor mu?
Listedeki sorular ölçüm değil karar aracıdır. Bir yazı bu sorularla dolaşıldığında eksik genellikle tek bir maddede toplanır: ya kapsam dar kalmıştır, ya iddialar dayanaksızdır, ya da metin başkalarının söylediğini tekrar etmektedir.
SEO uyumlu sanılan ama zarar veren alışkanlıklar
Aşağıdaki dört alışkanlık hâlâ tavsiye olarak dolaşıyor. Hiçbirinin Google dokümantasyonunda karşılığı yok, birkaçının ise doğrudan tersi yazılı.
Kelime yoğunluğu oranı hesaplamak
Belirli bir yüzdeye ulaşmak için anahtar kelimeyi metne dağıtmanın dokümante edilmiş bir karşılığı yoktur. Google'ın spam politikaları ters yönü tanımlar: sıralamaları manipüle etmek amacıyla sayfayı kelimelerle doldurmak keyword stuffing sayılır ve aynı kelime ya da öbeğin doğal olmayacak sıklıkta tekrarlanması bu tanımın örnekleri arasında açıkça yer alır. Oran hesabıyla yazan bir yazar, farkında olmadan bu sınıra doğru yazar.
Eş anlamlı ve ilişkili terimleri metne yığmak
Yoğunluk fikrinin modernleşmiş hali, aynı anlama gelen terimleri cümlelere sıkıştırmaktır. Sonuç aynı yere çıkar: cümleler doğallığını kaybeder, okur zorlanır ve metin kelime listesi gibi okunmaya başlar. İlişkili terimler konuyu gerçekten anlatan bir metne zaten girer, sonradan serpiştirilmeleri gerekmez.
İçeriği değiştirmeden tarihini güncellemek
Bir sayfayı taze göstermek için yalnızca tarihini ileri almak, Google'ın arama motoru odaklı içerik uyarı listesinde madde olarak sayılan davranışlardan biridir. Uyarı doğrudan sorar: içerik esaslı biçimde değişmediği halde sayfaların tarihini değiştiriyor musunuz? Güncelleme kararı takvimle değil, bilginin gerçekten eskimesiyle verilir. Fiyat, sürüm, mevzuat ve araç adı gibi değişen bilgiler yenilendiğinde tarih zaten anlamlı hale gelir.
Aynı şablonu çok sayıda sayfaya çoğaltmak
Tek bir kalıbı kelime değiştirerek onlarca sayfaya yaymak, ölçekli içerik istismarı tanımının tam ortasındadır. Google bu başlığı, kullanıcıya yardımcı olmak yerine sıralamaları manipüle etmek amacıyla çok sayıda sayfa üretmek olarak tanımlar ve böyle bir içerik barındıran siteye onu aramadan çıkarmayı önerir. Az sayıda ama sorusunu gerçekten kapatan sayfa, çok sayıda yüzeysel sayfadan hem okur hem sistem tarafında daha iyi durur.
Yayından sonra sayfanın gerçek sorgu yüzeyini okumak
Bir sayfanın hangi sorgularda göründüğü, yazarken tahmin edilen listeyle nadiren birebir aynıdır. Search Console'un performans raporu bu farkı gösterir: sayfa filtresi uygulandığında o adresin gösterim aldığı sorgular, ortalama konumları ve tıklama sayıları görünür. Buradaki asıl bilgi ilk sıradaki kelime değil, gösterim alıp tıklama alamayan sorgulardır.
İki tipik durum vardır. Sayfa beklenmedik bir sorguda gösterim alıyorsa, o soru metinde ya hiç yoktur ya da geçerken değinilmiştir; ilgili bölümü eklemek veya derinleştirmek çoğu zaman en hızlı kazançtır. Sayfa hedeflenen sorguda gösterim alıyor ama tıklanmıyorsa sorun içerikte değil, arama sonucunda görünen başlık ve özettedir.
Güncelleme kararı da bu rapordan çıkar. Google'ın başlangıç rehberi yayımlanmış içeriği gözden geçirmeyi, gerektiğinde güncellemeyi ve artık geçerli değilse kaldırmayı aynı cümlede sayar. Bu, her sayfanın periyodik olarak elden geçirileceği anlamına gelmez; hangi sayfanın bakıma ihtiyacı olduğunu veri söyler. Raporu düzenli okumanın yöntemini Search Console veri takibi yazısında topladık.
Sık sorulan sorular
SEO uyumlu içerik kaç kelime olmalı?
Google'ın tercih ettiği bir kelime sayısı yoktur ve dokümantasyonu bunu açıkça yazar. Belirli bir uzunluğa ulaşmak için yazmak, arama motoru odaklı içerik uyarı listesinde yer alır. Doğru uzunluk, seçilen soruların eksiksiz cevaplandığı ve bir sonraki paragrafın yalnızca tekrar üreteceği noktadır. Bu nokta bir tanım yazısında erken, çok adımlı bir uygulama rehberinde geç gelir.
Anahtar kelimeyi başlıkta geçirmek zorunlu mu?
Zorunlu değil, ama çoğu durumda doğal sonuçtur. Başlık sayfanın ne anlattığını açıklayıcı biçimde söylemek zorundadır ve okurun o konuyu hangi kelimelerle aradığı ile sayfanın ne anlattığı genellikle örtüşür. Zorlama, kelimeyi başlığa sokmak için cümleyi bozmakla başlar. Google'ın başlık rehberi burada tersini uyarır: aynı kelime ve öbeklerin başlıkta tekrar tekrar yer almasının kullanıcıya bir faydası yoktur.
Aynı konuda ikinci bir yazı mı yazmalı yoksa mevcut yazıyı mı genişletmeli?
Ayrım niyette. Yeni sorgu farklı bir bilgi ihtiyacı taşıyorsa kendi sayfasını hak eder; aynı ihtiyacın farklı kelimelerle ifade edilmiş halinden ibaretse mevcut sayfayı genişletmek doğru karardır. İkinci durumda ayrı sayfa açmak, iki sayfanın aynı sorguda birbirinin yerine geçmesine ve ikisinin de zayıflamasına yol açar.
Yayınlanan bir içeriğin sonucu ne zaman değerlendirilir?
Sabit bir süre yoktur ve verilecek bir gün sayısı yanıltıcı olur. Değerlendirme takvimle değil veriyle yapılır: sayfa Search Console'da gösterim almaya başladığında ölçülecek bir şey vardır, almadığı sürece yapılacak iş sayfanın dizine girip girmediğini kontrol etmektir. Rekabet düzeyi, sitenin mevcut görünürlüğü ve sorgu hacmi bu sürenin tek bir sayıya indirgenmesini engeller.
İçeriği yapay zekaya yazdırmak sıralamayı düşürür mü?
Üretim yöntemi tek başına bir yaptırım sebebi değildir; değerlendirilen, ortaya çıkan içeriğin okura sağladığı değerdir. Risk, otomasyonun sıralamaları manipüle etmek amacıyla çok sayıda düşük değerli sayfa üretmek için kullanıldığı durumda doğar. Aradaki fark, çıktının doğrulanıp doğrulanmadığı ve sayfanın gerçekten yeni bir şey söyleyip söylemediğidir.



